İSİMLERLE DİRMİL

 

Fethiye’de bir düğüne gitmiştim. Orada birkaç kişi sohbet ederken yanımıza tanımadığımız bir kişi  “merhaba” diyerek oturdu. Tanışırken, Altınyaylalı olduğumu  söyledim. Adam bir an için duraksadı. “Hangi ile bağlı” dedi. Ben de Burdur’a  bağlı dedim. “Köy mü? Kaza mı?” dedi. Ben  ilçe amca dedim. “Allah allah  hiç böyle bir yer duymadım” dedi. Eski  adı  Dirmil dedim. “Ha şöyle kardeşim” dedi. “Dirmil desen ya! Her tarafını, adım gibi bilirim. Çocukluğum oralarda geçti” dedi. Bu arada  gelin ve damat içeriye girdiklerinden  bu konu kapanıverdi.

Otobüste Dirmil’e gelirken hep bu konuyu düşündüm. Durduk yerde halkın her şeyi ile yıllardır benimsediği bir yer adı neden değiştirilir acaba? Bu konudaki rivayet şöyledir: 1960’lı yıllarda  Dirmil isminin Rumca olmasından dolayı adı Altınyayla olarak değiştirilmiştir. Bu değişimi halk benimsemediği için bir zaman sonra tekrar “Dirmil” ismine dönülmüş, ilçe olduktan sonra ismi yeniden “Altınyayla” olmuştur.

Hakikaten gerekçe bu ise, o zaman dilimizdeki bütün yabancı kelimeleri değiştirmek  gerekecektir. Halbuki dildeki değişim tabandan yukarı doğru olmuştur. Yani dilin gelişim süreci içerisinde toplumun ihtiyaçları, değer yargıları, içinde bulunulan uygarlığın etkileşimi gibi konular etkendir. Dirmil isminin değiştirilmesini yerinde bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

 

İsmi Altınyayla olarak  değiştirilmiş olmasına rağmen bir çok yerde hala Dirmil ismi kullanılmaktadır ve kullanılmaya da devam edecektir. İşte bazı örnekler; Antalya’ya gittiğinizde  oradaki tanıdıklarınız size “Dirmil’de ne var yok” derler. Hiçbir zaman Altınyayla ismini kullanmazlar. Burdur  terminalinde  muavin “Dirmil’e Dirmil’e” diye müşterilerini çağırır. Çörten’den Cuma pazarına gelen bir kişiye nereye gittiği sorulduğunda asla “Altınyayla’ya gidiyorum” demez. Kesinlikle “Dirmile gidiyorum” der.

Bu delilleri çoğaltmak mümkündür. Dirmil Köprüsü, Dirmil Beli, Dirmilcikten Geçer YaylanınYolu,  Şu Dirmil’in Çalgısı, Dirmil Kebabı, Dirmil Sipsisi gibi olguları nasıl unutabiliriz. Sözün kısası Dirmil; tarihi, kültürel ve etnografik olarak  şu yaşadığımız coğrafyayı tam anlamıyla ifade ediyor.

Dirmilimiz  sularıyla ve yeşilliğiyle, özellikle ilk gelenlerin hayran kaldığı,  gezilip görülmeye değer bir yerleşim alanıdır. Geniş orman alanlarıyla, oldukça fazla su kaynaklarına sahip olan ilçemizde, pınarlara  isimleri verilirken sıradan isimler verilmemiştir. Bu isimlerin mutlaka tarihi, sosyal ve kültürel dayanakları ve izleri mevcuttur. Bazıları vardır ki toplumu derinden etkileyen olaylardan dolayı bu isimleri almıştır. Bu anlamda su başları adlarını ve yer adlarını sınıflandırmaya çalışacağım. Sınıflandırmada  pınar ve yer isimlerini hem yerel ağızda  kullanıldığı şekliyle hem de asıl ismiyle açıklayacağım.

Bazı sular kişi adlarıyla anılmaktadır: Esmermarı (Esmerpınarı), Fatmamarı (Fatmapınarı), Gökmehmetyurdu, Kadımarı (Kadıpınarı) (Eskiden, Osmanlılar’da kazanın idari ve adli yöneticisidir. Kadımarı denen yerde, çevre kazaların kadılarından birinin, yazlık olarak kullandığı bir bölge olduğu rivayet edilir)  Eminemarı (Eminepınarı), Hacımusa, Hamzaballar, Helimesarısımarı (Halimesarıpınarı) gibi.

Bazı sular renk adlarıyla anılır: Kızılmar (Kızılpınar), Kırkmar’a (Kırkpınar’a) giderken, Uçarsu üstünde, Gen’de Çeşmeönü mevkiinde), Akmar (Akpınar) (Ballık yolu üzerinde), Akçamar (Akçapınar), Karamar (Karapınar), Alaçayır,  Sarımar (Sarıpınar) gibi.

Bazı isimler tarihi yerlere yakınlığından dolayı bu isimlerle anılmıştır: Asarcık, Öreneğrek, Üyük (Höyük) gibi.

Bazı isimler meyve veya ağaç isimleriyle anılmıştır: Armutlumar (Armutlupınar), Gülmarı (Gülpınarı), Girezli (Kirazlı), Elmalıyurt, Patlangıç, Sevlilimar (Selvilipınar), Gozlu (Kozlu-Cevizli), Almacık (Elmacık), Almalıdere (Elmalıdere) gibi.

Bazıları sayılarla ifade edilmiştir: Kırkmar (Kırkpınar), Ekiz (İkiz), Yediarlı, Dokuzsöğüt gibi.

Bazıları derede olduklarından,  dereyle ilgili isimler almışlardır: Almalıdere (Elmalıdere), Suludere, Ayderesi, Osmancaderesi, Çevirme deresi gibi.

            Bazılarında ise daha çok kelimenin sonuna “ca” eki getirilerek oluşturulmuş isimlerle anılmaktadır: Arkıtça, Bartlıca, Aşılca, Gurcamar (Kurucapınar), Akçamar (Akçapınar) gibi.

            Teşnek, Çıvgın, Hırtışa, Havıdlık, Hodalar Köprüsü’ndeki “Hodalar”, Çırkıcak, Ürmük gibi isimlerde ise anlaşılabilen bir anlam henüz bulunamamıştır.

            Sulara bağlı olmayan bazı yer adları, daha çok sosyal ve kültürel kökenlidir. Gen’deki Eşşekkıran bölgesi  tahminimizce yük hayvanlarına çok eziyet veren ya da  oradaki herhangi bir olayın ya da bölgedeki herhangi bir olayın yük hayvanlarının birçoğunun telef olmalarıyla ilgilidir.

Bezirgan Taşı, Bey alanında Dirmil-Bayındır sınırındadır. Eskiden özellikle manifatura ve tuhafiye malları ticareti yapan kişilere verilen isimdir. Bu bölgede de bezirganın başından geçen herhangi bir olaydan dolayı bu isim verilmiş olabilir.

            Çeşmeönü’nün kuzeyindeki Veznedar Çukuru da tahminimce vergi tahsildarlarının ikamet ettiği bir bölge olarak isimlendirilmiştir.

Bey alanı, Yazıralanı, Çakmak alanı, Maşat alanı, Söbücealan, Ulu alan gibi isimler kapladıkları arazinin düz ve geniş olmalarından kaynaklanmıştır. Eniktaşı, Yumrutaş, Arlıtaş, Fettahlarınçetir, Gümüşünçetir, Sarıkaya, Devetaşı, Yarıktaş, Aykırıtaş, Alakaya, Kızılcakaya, Kocalar kayası gibi isimler, bölgedeki taş, kaya ve çetirlerden bu isimleri almışlardır.      

Abdal Pınarı ve Er beleni  de Derviş uğrakları kapsamında değerlendirilebilir.

            Dirmil’in dağlarındaki isim zenginliği aynı şekilde yerleşim merkezine de yansımıştır. Her yer isminin orijinal ve sosyolojik bir sebep ve menşee dayandığı söylenebilir.

            Durasılar mıntıkası ilk yerleşilen alan olarak bir çok kayıtlarda geçmektedir. Buradaki Köşk Önü yer adı burada bir ayan yada hatırı sayılır bir kişinin konağının olduğunu göstermektedir.

            Köse Veli Deresi ise orada yaşayan ve Molla Veliler sülalesinden bir kişiden dolayı bu ismi almıştır. Boyalık ve Güzle isimlerinin ne anlamlara geldiği ile ilgili herhangi bir ipucu yoktur. Yine Serdimen, Süleler, İlme Sokak, Ömür Beleni gibi isimler de bu bilinmeyenlere eklenebilir.     

 

Dirmil’in yer adlarında cevizin (Koz-goz) önemli bir yer tuttuğu kanaatindeyim: Dana koz, Yanık koz, Işık kozu, Gozlu, Gozarası gibi.

            Bazı yerler değirmenlerle birlikte anılmaktadır: Cuma yeri Değirmeni, Hamzallar Değirmeni, Kavak dibi Değirmeni, Çatal Değirmen, Kırcılı Değirmeni gibi.

            Bazı isimler sularla çok yakından ilgilidir: Karamar, Esmermarı, Göverlermarı, Gülmarı, Çatırık, Şarlan, Kovan oluk gibi.     Bazı yer isimleri şahıs ya da sülale isimleriyle ilgilidir: Meryem kırı, Göverlermarı, Esmermarı, Osmanlar Harımı gibi.

            Ancak Ölçekler Çayırı’nın ne anlama geldiği  ve menşei konusunda yeterli bir açıklamamız yoktur. Çarşıya yakın yerdeki Ören’in tarihi bir yer ismi çağrıştırıyor olmasına rağmen, bölgede toprak  üstünde herhangi bir tarihi kalıntıdan söz etmek mümkün değildir.

            Hamamönü’nde eski yıllarda bir hamam olma ihtimali, “Orman” denilen yerin, daha  önceleri  ormanlık bir alan olduğu, Adamölendere’de çok eski yıllarda acı bir ölüm olayının olduğu, Bozukbağ’da yıkılmış ve harap olmuş bir bahçenin var olduğu gibi ihtimaller yüksektir.      

            Dirmil’deki yer adlarının sınıflandırılması ve bu isimlerin kökenlerinin genişletilmesi ve zenginleştirilmesi son derece mümkündür. Ancak bu isimlerin çoğunu yeni nesil çok fazla bilmemektedir. Elli yaş üzeri insanlar tarafından  kısmen de olsa bilinmektedir. Acaba diyorum, yeni nesil ile eskiler arasında bir kopukluk mu var? Yoksa gençlerin bu yerlerle, şehirleşmenin bir etkisi olarak, fazla bir ilişkilerinin kalmadığı  gibi bir gerçekle mi karşı karşıyayız?

 

                                                                                     Hazırlayan: Yunus DEMİRÖRS

* Değerli öğretmenimiz Yunus DEMİRÖRS Hocamıza bu şahane araştırma yazısından dolayı teşekkür ederiz.

=> www.Dirmil.Golhisar.com <=

Ocak 2005